Rotamız Mutluluk
 /  Gezinti Bağlantılarını Atla
Ana Sayfa /
Otizm /
Otizm Yaygınlığı

Otizm spektrum bozukluğu, artan yaygınlık ve bireyler ve aileler üzerindeki yaşam boyu etkileri nedeniyle halk sağlığı endişesini arttıran gelişimsel bir rahatsızlıktır. Değişen derecelerde, sosyal etkileşim ve iletişim ve tekrarlayan davranışlardaki zorluklar ile karakterizedir. Bu bozuklukların karmaşık doğası, teşhis için biyolojik belirteçlerin olmaması ve zamanla klinik tanımlardaki değişikliklerle birleştiğinde, otizmin yaygınlığının izlenmesinde zorluklar yaratır. Erken tanı ile önemli kazanımların elde edilmesi ve sıklığının giderek artıyor olması nedeniyle çocuk sağlığı izlemlerinde OSB’nin taranması giderek önem kazanmaktadır. Bu nedenle Amerikan Pediatri Akademisi, pediatrik sağlık hizmeti sağlayıcılarının, geçerli ve güvenilir bir tarama aracı kullanarak 18 ve 24 aylık dönemlerde otizm taraması yapılmasını önermektedir.

Otizmin yaygınlığına ilişkin ilk çalışmalar, otizmin genellikle zihinsel engellilikle birlikte çok ağır bir durum olduğu düşünülen 1960 ve 1970'lerde yayınlanmıştır. Bu çalışmalarda aralığın 10.000 çocuk başına yaklaşık dört ila beş vaka olduğunu bildirmiştir. 1990'lardan beri Amerika Birleşik Devletleri(ABD)'nde OSB'nin tahmini aralıkta önemli artışlar bildirilmiştir. 1980'lerin sonlarında, yaygın gelişimsel bozukluk için DSM-III taraması ve tanı ölçütlerini kullanan iki çalışma, 3-18 yaş arası 10.000 çocukta 3.3 vaka ve 8-12 yaş arası 10.000 çocukta 3.6 vaka olduğu tahmin edilmektedir. ADDM Ağı(Otizm ve Gelişimsel Engellilik İzleme) 8 yaşındaki çocuklar için OSB yaygınlık tahmini, 2000 yılında binde 6,7, 2006’da 9,0, 2008’de 11,3, 2010’da 14,7, olarak açıklamıştır. Dört yaş için genel otizm oranı 2010 yılında 1000 çocuk başına 13,4, 2012 yılında 15,3 ve 2014 yılında 17,0 olarak açıklanmıştır. Ülkemizde ulusal düzeyde otizm tarama yöntemiyle tanı almış geniş çaplı sıklık çalışmaları bulunmamaktadır. Türkiye’de yapılan bir çalışmada,18-30 aylık çocuğu olan 2021 aileye uygulanan M-CHAT tarama testi sonucu çocuklardan ikisinin atipik otizm, birinin gelişimsel gecikme tanısı aldığı ifade edilmiş ve bu bölgedeki otizm oranı 1/1000 olarak bildirilmiştir. Yapılan çalışmaya göre, otizmin tüm alt tipleri erkeklerde kızlara göre çok daha sık görülmektedir. Anne eğitim düzeyi artıkça çocuğun test sonuncunda otizm açısından yüksek riskli bulunma sıklığı azalmaktadır. Otizm yüksek risk oranı sezaryenle doğum yapanlarda %11,2, normal doğum yapanlarda % 6,0,’dır. Sezaryenle doğan çocuklarda otizm yüksek risk sıklığı daha fazla bulunmuştur.

Otizmin görülme sıklığı günümüzde çok büyük bir hızla artmaktadır. 1985 yılında her 2.500 çocuktan birine konan otizm tanısı, 2001 yılında 250, 2013 yılında ise 88 çocuktan birine denk gelirken, günümüzde doğan her 59 çocuktan 1’i otizmli olarak dünyaya gelmektedir. Dünyada her 20 dakika da bir çocuk otizm tanısı almaktadır.

Ülkemizde, 0-19 yaş grubu arasında yaklaşık 434.010 otizmli çocuk ve gencimizin 30.050’si okullaşabilmiş ve eğitime ulaşabilmiştir. Nüfusa projeksiyon yaptığımızda ülkemizde yaklaşık 1.387.580 otizmli birey olduğu ve bu durumdan etkilenen 5.550.320 aile ferdi bulunduğu tahmin edilmektedir.

Otizm görülme sıklığının ülkemizde yapılan diğer çalışmalara kıyasla daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Otizm spektrum bozukluğunun erken tanısı için çocukların izlemleri sırasında tarama testlerinin yapılarak riskli çocukların tespit edilmesi hastalığın seyri açısından önemlidir. Otizm riski taşıyan çocukların erken tanılanması ve erken müdahale programlarıyla gelişimlerinin desteklenmesi, konuyla ilgili programlar ve daha kapsamlı taramaların yapılması gerekmektedir.

 

 


Atlantis Özel Eğitim ve Rehabilitasyon l Yazılım K7